HOŞGELDİNİZ

Blog siteme hoşgeldiniz. Okuduğunuz yazılara yorumlarınızı eksik etmezseniz, çok mutlu olurum.

İyi vakit geçirmeniz dileğiyle. :)

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Alacakaranlık


Alacakaranlık…

Yazım tüm seriyi kapsamıyor. Sadece ilk kitap olan Twilight ile ilgili yazıyorum. Beğenmeniz umuduyla! :)

Son zamanlarda bir çılgınlık halinde bütün dünyayı sarmış olan bilhassa ülkemizde de hayranları gün geçtikçe artan serinin ilk kitabı Alacakaranlık. Uzun yıllardır çeşitli romanlara, şarkılara, filmlere ve efsanelere konu olmuş bir olgu üzerine, (gayet ustaca bir şekilde) yazılmış: Vampirlik…

Bugüne kadar; soğuk ve beyaz tenli, ölümsüz, kan ile beslenen, ve hızlı hareket eden Vampirler ile ilgili binlerce roman yazıldı. Ve aynı oranda filmde yapıldı. Fakat, Stephenie Meyer’in Alacakaranlık’ı Vampirlere eski popülerliğini kazandırdı. Bu öyle bir popülerlikti ki, artık vampirlerden asla korkulmuyor, tam aksine vampirlere karşı inanılmaz bir sevgi oluşuyordu. Alacakaranlık dediğinizde kendini "Edwaaaaard! Ahh.. Edwaaarrdd!! Isır beni vampirim!!" diye haykırarak kendini yerlere atmayan kız bulabilirseniz, oldukça şanslı sayılırsınız. :)

Peki Stephenie Meyer ne yaptı da Alacakaranlık’ı bu kadar tuttu? Ne yaptı da insanlar içlerinde Vampirlere karşı bir sevgi beslemeye başladı?

Şöyle ki;

Stephenie Meyer alışılmışın dışında vampirleri vahşi yaratık olarak değil de romantik, sevebilen ve sevilebilen bir yaratık olarak gösteriyor. Vampir edebiyatının üstadlarından Anne Rice romanlarında ki, dehşetli yaratıklar bu kitapta hiç nasibini alamamış görünüyor. Meyer, vampirlerin o vahşi ve kanlı dünyasından çok, aşk romanlarındaki tozpembe atmosferinden bahsediyor. Kitapta vahşetten çok romantizm yer alıyor. Bu da, eserin gençler arasındaki popülerliğinin nedeni elbette.

Kitapta anlatılan aşka hayran kalmamak elde değil. Böyle bir aşk yaşamayı elbette çok istiyorsunuz. Hele ki kendinizden bir şeyler bularak okuyorsanız çok samimi geliyor hikaye. Meyer gerçekten çok büyük bir iş başarmış. 39 Dile çevrilmesi, satış rekorları kırması, baskı üstüne baskı yapması ve özellikle kitap okumayı boş iş olarak gören gençlere okuma aşkı aşılaması bunun büyük kanıtı!

Kitabın edebi diline gelelim. Bir çok kişi Alacakanlık için çok sade dili var, cümleler çok kısa, ayrıntıya girilmemiş gibi yorumlar yapıyor. Stephenie Meyer sanki kitabı “-18” bir okuyucu kitlesine hitaben yazmış. Daha rahat anlayabilmeleri, hızlı okuyabilmeleri için bayağı çabalamış ve başarmışta. Okuyan hemen anlıyor, 400 sayfalık kitabı bir günde bitirenler oluyor. Çevirmene de burada çok büyük iş düşüyor, ki çevirmen Hüseyin Baran’da işini gayet iyi yapmış.

Sonuç olarak, Alacakaranlık gençliğe okumayı sevdiren, sıcak ve samimi bir aşk hikayesini anlatan sürükleyici bir roman. Kitapokuyoruz.Com!’da da en çok okunan ikinci kitap. Yorumlara da baktığınız da çok beğenildiğini göreceksiniz.(Okumamak için direnen ama bir gün mutlaka okuyacaklarını düşündüğüm Esar ve Wise dışında :)) Filmini de mutlaka izleyin. Kristen Stewart’ın büyüleyici güzelliği sizi (erkekleri) beni etkilediği gibi etkileyecek! Bundan eminim… :)

Ertuğrul Nehri

0 Yorum:

Yorum Gönder