HOŞGELDİNİZ

Blog siteme hoşgeldiniz. Okuduğunuz yazılara yorumlarınızı eksik etmezseniz, çok mutlu olurum.

İyi vakit geçirmeniz dileğiyle. :)

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Don Kişot


Don Kişot…

Çocukların birçoğu okumadıkları halde Don Kişot’un adını bilir. Kendi aralarındaki küçük kavgalarda Don Kişot’un naralarını kullanırlar. :)

Yazıyı yazmadan yaklaşık 3 ay önce iki ciltlik halini bitirdiğim ve bitmesine üzüldüğüm nadir kitaplardan birisi. Kitap okuma alışkanlığı kazandıran, akıcı, sade, muhteşem bir eser Don Kişot. Şu anda okuduğumuz romanın temellerini Cervantes 1605’te atmış bu eseriyle. Yeni çağı’ın gerçek anlamda ilk “bestseller”’ı. Şövalye öykülerinin komik bir birleşimi olarak tasarlanan “Don Kişot”, bu serüvenleri okumaktan artık delirme noktasına gelmiş yaşlı şövalye olan “Don Kişot”un, çelimsiz güçsüz, sakat atı “Rosinante” ve gerçekliğe bağlı uşağı Sanço Panza ile birlikte geçirdiği serüvenleri gerçekçi, akıcı, komik bir dille anlatıyor. Renkli,akıcı ve anlaşılır bir dille yazılan eser, her yaştan okuyana farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Küçük yaşta okuyan gülüyor, orta yaşta okuyan düşünüyor, ileri yaşta okuyan ise Don Kişot’un haline ağlıyor…

Don Kişot tarihte bilinen ilk roman özelliğini taşıyor. Bu özelliği de okurları Don Kişot’a çekiyor. Yayımlandığından bu yana tam 39 dile çevrilmiş. Hala baskıları yenileniyor, Eğitim Bakanlıkları Don Kişot’u öğrencilere okumaları için tavsiye ediyor. Yayınevleri Don Kişot’un orijinal çevirisi için kapı kapı çevirmen arıyor…

Don Kişot yani Senyör Keseda(Alanso) şövalye hikayeleri okuya okuya şövalyelerle kafayı tırlatmış çok tatlı bir adam. Fakirlere yardım eden kapısına gelenleri geri çevirmeyen bir adam. Hayatını şövalye hikayelerine göre yönlendiren, Sanço Panzo ile olan yolculuğunu bu hikayelere göre yapan sadık bir şövalye.

Sanço Panza ise saflık ve dürüstlük timsali olarak halkın kendini özdeşleştireceği türden bir sembol. İyi niyetli, dürüst, parasının hesabını bilen ve gerçekçi. Bir ada valiliği onun ve karısının hayal dünyalarındaki baş unsur. Don Kişot Sanço Panza’yı fethettiği bir adaya kendisini vali olarak atayacağını söyleyerek kandırıyor. Ve ikilinin maceraları başlıyor. Maceraları anlatmak yerine yazının sonunda Don Kişot’un Sanço Panza’ya verdiği öğütleri yazacağım.

Don Kişot’un bir de deliler gibi aşık olduğu Dülsinea’sı var. Dediğim gibi Don Kişot hayatını Şövalye romanlarına göre şekillendiren bir adam. Romanlarda her şövalyenin yanında bir adamı olur ve her şövalyenin mutlaka bir sevdiği vardır. İşte Dülsinea’da Don Kişot’un kafasından uydurduğu bir kadın.

Yazarların çoğunun en iyi kurguya sahip kitap dedikleri Don Kişot’un yazarı Miguel De Cervantes 1575’te Osmanlı ile yapılan bir savaşta bir elini kaybetmiş ve Osmanlılar’da yaklaşık 4 yıl esir kalmış. 4 yıl boyunca Osmanlı hizmetine çalışan Cervantes’in İslam ve Osmanlı kültüründen çok etkilendiği söyleniyor. Don Kişot’ta bir çok yerde Araplardan bahseder. Cervantes Araplar için pek İspanyol’un demediği “çok iyi insanlar” ifadesini kullanır ve kendi papazlarından daha çok sevdiğini söyler. Cervantes'in kitapta kullandığı bir hikaye bu düşünceyi İslamiyet'te de gördüğünü ortaya koyuyor: Hikayenin bir yerinde Sanço Panza Hristiyan bir Hacı grubuna rastlıyor. Bu Hristiyan Hacılar son derece yobaz ve çirkef insanlar olarak anlatılıyor, ama bu hacılar arasında kılık değiştirmiş bir Arap var. Bu Arap Sanço Panza'nın eski komşusu olduğu için birbirlerini tanıyorlar. Arap, Müslüman olduğunu başına bir tehlike gelmesin diye gizliyor(!). Terketmek zorunda kaldığı evine dönüp sakladığı altınlarını geri alcağını söylüyor. Arap amacına ulaşana kadar Hristiyan gibi görünmeyi tercih etmektedir. Sanço Panza Arab'ın bu niyetini öğrenince "sende mi?" diyerek hayretini açıkça ortaya koyuyor.

Don Kişot’un Sanço Panza’ya Vali olmadan önceki Öğütleri:

Sevgili Sanço bilmiş ol ki devlet yönetimi fırtınalı bir denizde yolculuk etmeye benzer. Burada vali, ötede emanete ihanet etmiş bir hain muamelesi görmek istemiyorsan söyleyeceklerimi can kulağıyla dinle, zira bu sözlerim bir pusula gibi sana yol gösterecek.

Sevgili Sanço bilmiş ol ki merhamet eden merhamet bulur, sükût eden selamete erer, hayır söyleyen kar eder, kötü konuşan günahkâr olur, diline hâkim olmayan pişman olur.

Her idareciyi bekleyen üç tehlike vardır; para, kadın ve içki. Parayı seven adama maaşı az gelir; önce hediye kabul ederek işe başlar sonra rüşvet gelir. Kadınların gözyaşları seni aldatmasın. İçki insanı sarhoş eder, sarhoş adam ise devlet sırlarını açığa vurur.

Kanunlara gelince; az fakat tatbik edebileceğin kadar kanun çıkar. Tatbik edemedikten sonra en sert kanunlar bile bir işe yaramaz. Ne pahasına olursa olsun adaletten ayrılma; zenginin serveti fakirin sefaleti gözünü bağlamasın, haklı kimse güçlü o olsun. Suçluya hak ettiği cezadan fazlasını yükleyip kanunun pençesi altında ezme. Sadece delillere göre hareket et. Sakın sinirliyken karar verme. Hep bağışlayıcı ol.

Gece gündüz sık sık halkın içine karış. Çarşıyı, pazarı, okulu, hapishaneyi ve devlet dairelerini dolaş. Buralarda görülmen, herkesin kendisine çeki düzen vermesine sebep olacaktır. Meyhaneciye, kumarcıya, tefeciye, fahişeye, stokçuya göz açtırma.

Sevgili Sanço; kimsesiz yaşlıları, fakiri, yetimi,dul kadını gözet ve zekâsı yerinde olanlara iş bul, elinden iş gelmeyenleri de maaşa bağla.

Görgüsüz ve kaba insanlar gibi davranma.

Sonuç olarak;

Tüm zamanların en iyi kurgu romanı olan bu muhteşem eseri kesinlikle tavsiye ediyorum.(Okumayan çok azdır zaten. :)) Yorumlarınızı bekliyorum.


HOŞÇAKALIN…

Ertuğrul Nehri

0 Yorum:

Yorum Gönder