
Paulo Coelho'nun en çok bilinen en çok okunan kitabı Simyacı'yı bu yazıyı yazmadan bir kaç dakika önce bitirdim. Babamın tavsiyesiyle okudum ve bende baba olduğumda oğluma tavsiye edeceğim. :)
Coelho; Simyacı'yı yazarken Mevlana Mesnevisindeki küçük bir hikayeden esinlenmiş ve ortaya muhteşem bir klasik çıkarmış. Okurken Santiago gibi bir çoban olmak istiyorsunuz. Simyacı Endülüs'ten(Bugünkü İspanya) Mısır Piramitlerine hazinesine ulaşmak için giden Santiago'nun zevkli heyecanlı ve felsefi öyküsü. Kitaba başlıyorsunuz ve bitirdiğinizde başladığınız yere geri dönüyorsunuz. İnsanı büyülüyor. Anlatımda çok akıcı. Bir saatte bitebilecek sürükleyici bir roman.
Kitaptaki tek kusur çeviri hataları sanırım. Örneğin Santiago'nun Afrika'ya gelişini ve Santiago'nun Afrikayla ilgili izlenimlerini aktarıyor bize Coelho:
"... Birkaç saat içindeel ele tutuşarak dolaşan erkekler, yüzleri peçeli kadınlar, yüksek kulelerin tepesine çıkıp şarkı söyleyen din adamları, bunların çevresinde de diz çöküp alınlarını yere vuran insanlar görmüştü..."
Burada yüksek kuleler dediği yer bildiğimiz caminin minareleri. Ama Özdemir İnce burayı kule olarak çevirmiş. Ayrıca şarkı dediği de "Ezan". Bu çeviri hataları kitabın kalitesini düşürmüyor olsada, müslümanları kızdırabilir.
Simyacı okuduğum kitaplar arasında beni çok etkileyenlerinden. Kesinlikle tavsiye ederim. Piyasa fiyatı 12,50 TL.(Rahmi Abi'de sadece 5TL.:))
HOŞÇAKALIN...
Ertuğrul Nehri


hep okumak istemişimdir ama nasip olmadı
YanıtlaSilErtuğrul kardeşim selamlar.
YanıtlaSilEllerine sağlık, blog'un hayırlı olsun. Takipçisiyim, kendi blogumdan da link verdim.
Oldukça güzel yorumlamışsın simyacıyı. Aklıma takılan bir nokta oldu:
Bahsettiğin çeviri hataları acaba Santiago'nun bakış açısından gördüklerimiz, yani gerçeğin onun bilgisi kadarıyla yorumladığı hali olabilir mi? Ne çevirmen, ne de Coelho böyle bir yanılgıya düşecek insanlar, ama Santiago minareyi kule, ezanı şarkı zannedebilir.
Sevgiler.